Turan Jeopolitiği

Altaylardan Tunaya

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Haberler
HABERLER

Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları

E-posta Yazdır PDF

Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları

Ümit ÖZDAĞ

Yıllarca önce Türk Diplomatik adlı bir dergi vardı. Son derece kaliteli, Türk Dünyası ve uluslar arası ilişkiler konusunda uzmanlaşmış bir dergi idi. "Türk Diplomatik" Erol Cihangir tarafından çıkarılmaktaydı. Değerli araştırmacı Erol Cihangir, artık Turan dergisini yönetiyor. Hani Şeyh Şamil’in duasında bir sitem vardır ya, “Şamil’i bilmeyen Ata’sını ne bilir?” diye, biz de “Turan dergisini bilmeyen de Yeniçağ gazetesini ne bilir?” diyerek bu sitemi bir başka boyuta taşıyabiliriz. Çünkü Turan dergisi öyle önemli bir dergidir.

Erol Cihangir sadece Turan dergisinin genel yayın yönetmeni değil aynı zamanda Doğu Kütüphanesi adlı yayınevinin de sahibidir. Doğu Kütüphanesi, güncel konulardan çok tarihi araştırmaları yayınlayan ihtisaslaşmış bir yayınevidir. Bugünlerde Erol Cihangir, büyük bir projeye imza attı ve İsmail Hami Danişmend’in İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi adlı altı ciltten oluşan dev ansiklopedik kitabını yayınladı. Ancak bu konuya bir başka yazımda değinip, bugün Doğu Kütüphanesi’nin yayınladığı bir başka çok önemli kitaba değinmek istiyorum: Kitabın adı, Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları. Kitabın yazarı, değerli tarihçi Orhan Sakin.

Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları, kuşe kağıt, pahalı baskı gibi özel ürünler kullanılmamış olmasına rağmen, baskı kalitesi açısından bugüne değin gördüğüm en şık ve kaliteli baskıya sahip kitap. Bu tür kitaplarda alışık olmadığımız şekilde kitabın içinde onlarca büyük bir bölümü renkli olan resimler ile yeniçerilerin değişik sınıflarının ne giydiklerini görmek mümkün. Ancak kitap sadece şekil açısından mükemmel değil. Osmanlı arşivlerinde uzman olarak çalışan ve bu kitabından önce Türk tarihi ile ilgili 12 değerli esere imza atan Orhan Sakin, Yeniçeri Ocağı-Tarihi ve Yasaları adlı kitabında 200 seneden bu yana geçerli olan ve genel kabul gören bir teze meydan okuyor, sarsıyor. Orhan Sakin’in savunduğu tezi 18 yaşında iken bir cümlede özetlenmiş şekilde rahmetli Dündar Taşer’den okuduğumu hatırlıyorum. O zaman garipsemiş, dudak bükmüştüm. Ve şimdi Dündar Taşer’in neden Dündar Taşer olduğunu bir kez daha anlıyorum. Allah rahmet eylesin.

Yazının devamı için: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=20603

 

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Müftüsü Anas Pşihaçev öldürüldü.

E-posta Yazdır PDF

Moskova'da ırkçı, dazlak gruplar ve Kafkasya gençleri arasında gerginlik yaşanırken, Rusya Federasyonu'na bağlı Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Müftüsü Anas Pşihaçev kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü. 

Kuzey Kafkasya'nın Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Müslüman Dini İdaresi Başkanı Müftü Pşihaçev'e yönelik silahlı suikast gerçekleştirildi. Rusya Başsavcılığı Soruşturma Komisyonu Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Dairesi'nden yapılan açıklamada, "Moskova saatiyle akşam 19.30'ta kimliği belirsiz kişiler başkent Nalçik'te müftü Pşihaçev'e silahlı saldırı düzenledi. Saldırganlar Pşihaçev'i Yesenin sokağındaki evinden dışarı çağırdı ve sonra dört el ateş etti. Müftü olay yerinde hayatını kaybetti" denildi.

Rus Ria Novosti Haber Ajansına konuşan Müftü Pşihaçev'in akrabaları olayı doğruladı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Pşihaçev, Kuzey Kafkasya'nın en önemli İslam liderlerinden biri idi. Kardeşi Şafig Pşihaçev de Kuzey Kafkasya Müslüman Koordinatör Merkezi'nin Moskova Temsilcisi görevinde bulunuyor.

Kuzey Kafkasya'nın başlıca İslam liderlerinden biri sayılan Pşihaçev, evli ve üç çocuk babası idi.

Devamını oku...
 

Kafkasya'daki Balkar (Malkar) Türkleri Türkiye Kamuoyu'ndan destek bekliyor

E-posta Yazdır PDF

MALKAR TÜRKLERİ NEDEN AÇLIK GREVİ YAPIYOR

Çeviren: Alan Çoma

BASIN BİLDİRİSİDİR / Muradin Rahayev

Kafkasya Haritası

1991'den beri Kuzey Kafkasya halklarından Malkarlılar her ne kadar uğraşsalar da, Kabartay-Malkar cumhuriyetinin Kabartay liderleri Rusya'nın "Sürgün Edilen Halklar Hakkındaki" yasayı uygulamak istemiyor. 1944'de sürgün edilene kadar Malkar halkına ait olan dört bölge henüz geri verilmedi. 1990'lı yılların başlarında kaplıca suyu bulunan "Cılı Suv" adlı yeri, Malkarlılara ait meralar ile birlikte, Elbrus (Malkar) bölgesinden ayırıp, Zolskiy (Kabartay) bölgesine verdiler. Halbuki burası, Karaçay ile Malkar halklarının birlikte yaşadığı, yüzyıllardan beri Karaçay-Malkar halkına ait olan yerdir. 

Kabarday-Balkar Haritası28 Şubat 2005 tarihinde Kabartay-Malkar cumhuriyeti parlamentosu bir kanun çıkardı. Kabartay milletvekillerinin çoğunluğunun desteği ile çıkan kanun, Malkar yerleşim yerleri arasındaki yerleri "yerleşim arası yerler; buralar boş yerler, bunların hepsi cumhuriyetin tahakkümüne geçmeli" diyerek, Malkar yerleşim yerlerini merasız, kışlık merasız, tarlasız bıraktı. Şimdi Malkar yerleşim yerleri birbirinden ayrılıp, tecrit edilmiş yerleşim yerleri gibi, rezerv bölgeler gibi duruyorlar. İki büyük Malkar yerleşim yerini de; Hasaniya ile Ak Suv'u kimseye sormadan, Nalçik şehrine kattılar. Bu Rusya Federasyonu Anayasası'na da aykırı olan bir karardır. Bu iki yerleşim yerinde yaşayan halk yapılan bu zorbalığa razı değil. Hasaniya yerleşim yeri lideri Zokalanı Artur (Artur Zokayev), halkının haklarını savunmak için uğraş verdiği sırada zamansız bir şekilde ölüme gitti. Katiller gelip, onu evinin önünde öldürüp gittiler. 

Devamını oku...
 

"KIBRIS SORUNU" KONULU BEYİN FIRTINASI TOPLANTISI

E-posta Yazdır PDF

Türksam TÜRKSAM

TÜRKSAM "KIBRIS SORUNU" KONULU BEYİN FIRTINASI TOPLANTISI YAPILACAKTIR

"Kıbrıs Müzakereleri ve KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimleri"

TÜRKSAM, "Kıbrıs'ta devam eden müzakere sürecini ve KKTC'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin müzakere sürecine etkilerini" bir Beyin Fırtınası toplantısı ile değerlendirecektir. Türkiye'deki Kıbrıs sorunu ve AB, ABD, Kıbrıs uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilecek toplantı "Beyin Fırtınası" usulüyle yapılacak olup toplantıya Katılımcı sıfatıyla katılacaklar konuyu derinlemesine değerlendirecek, Dinleyici sıfatıyla katılacaklar ise soru sorarak toplantıya katkıda bulunabileceklerdir.
 
Saygılarımızla.

Sinan OĞAN     
TÜRKSAM BAŞKANI
   

Toplantının
Tarihi: 2 Nisan 2010 Cuma, 14.30 - 17.30
Yeri: TÜRKSAM / ANKARA
Adresi: Oğuzlar Mahallesi, Barış Manço Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA
 
İrtibat : Gözde Kılıç Yaşın / Program Koordinatörü                           
E-Posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Tel - 0 312 285 31 00
Tel - 0 312 285 00 66
Fax - 0 312 285 00 71
 
Not 1: Toplantı dili Türkçedir. Çeviri hizmeti verilmeyecektir.
Not 2: Katılım sayısının sınırlı olmasından dolayı lütfen katılımınız hakkında en kısa zamanda e-posta ile ( Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız ) veya yukarıda yazılı telefonlar ile teyit ediniz.

 

31 Mart Azerbaycan Türklerine Yapılan Soykırım Günüdür

E-posta Yazdır PDF

Sinan OĞAN
TÜRKSAM Başkanı

Sinan OĞANTarih Türklere karşı yapılan soykırımlarla doludur. Biz Türkler ağıt yakmayı bilmediğimiz (veya bunu yapmadığımız için) hiçbir zaman bize karşı yapılan soykırımları, zulümleri tarih yaddaşımıza kazımamış, çabuk unutmuşuz. Örneğin bize karşı yapılan bu soykırımları hiçbir zaman resmi olarak anmamışız. Aynı şekilde Türk tarihine baktığımız zaman da hep zaferlerimizi kutladığımızı, şehirlerimizin kurtuluş günlerini kutladığımızı, ancak hiçbir zaman kaybettiğimiz savaşları ve uğradığımız haksızlıkları ve hatta soykırımları anma gereği duymamışız. Hal böyle olunca da tarihimizin bir kısmı hep karanlık kalmış, sıradan insanlarımız tarihin bu yönünden fazla haberdar olmamıştır. 

Azeri SoykırımıOysa Türklerin Batıda Viyana’dan Doğuda ise Kafkaslardan çekilmeye başladıkları dönemden sonrası hep soykırıma uğradıkları hadiselerle doludur. Viyana’da, Bosna’da, Mora’da, Tri Poliçe’de Balkanların diğer bölgelerinde; yakın tarihimizde Bosna’da soykırıma uğrayan hep biz Türkler ve Müslümanlar olmuşuzdur. Diğer taraftan Kafkaslara baktığımızda, son iki yüzyılın tarih sayfasının hep Türklere karşı yapılan soykırımlarla dolu olduğu görülmektedir. İrevan Hanlığında, Bakü’de, Gence’de ve daha nice Türk bölgesinde katledilen hep Türkler olmuştur. Ancak bugün Batı kamuoyuna baktığımız zaman bu suçlamalara maruz kalan ne tezattır ki, hep Türklerdir.
 
Türklere karşı yapılan soykırımların en acımasızlarından birisi Azerbaycan Türklerinin uğradığı soykırımlardır. Azerbaycan Türkleri son 150 yıldır düzenli bir soykırıma tabi tutulmuşlardır. Bu soykırımların en sonuncusu ise 1992 yılı 26 Şubatı’nda Hocalı Kasabasında yaşanan soykırımdır.  

Ermenilerin “Büyük Ermenistan’ı” kurmak için Azerbaycan Türklerini ilk planlı tehcir ve soykırımı 1905-1907 yılları arasında gerçekleşmiştir. Azerbaycan Türkleri daha sonra 1918-20 yıllarında ikinci defa güç tatbik edilerek kendi topraklarından sürülmüştür. SSCB döneminde Ermenistan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri 1948-53 yıllarında “büyük göçe” tabi tutarak yaklaşık 150 bin Azeri tarihi yurtları olan Ermenistan’dan kovulmuş ve Azerbaycan Türkleri üçüncü kez tehcire maruz bırakılmıştır. Son tehcir ve soykırım ise modern dünyanın gözleri önünde 1988 yılında başlayan çatışmalarla gerçekleşmiştir.
Devamını oku...
 

13. Avrasya Ekonomi Zirvesi

E-posta Yazdır PDF

13. Avrasya Ekonomi Zirvesi
13. Avrasya Ekonomi Zirvesi

5-6-7 Mayıs tarihinde Istanbul Convention Center'da gerçekleşek olan Uluslararası 13. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Enerji, Ekonomi, Kültürlerarası Diyalog, Çevre ve Gençlik konularını gündeme getireceğiz. 13. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne katılım taleplerinizi, düşüncelerinizi "KatılımFormu"nu doldurarak veya Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız adresimize iletişim bilgilerinizi ve özgeçmişinizi içeren kısa bir ön yazı yazarak bize iletebilirsiniz. Talebiniz değerlendirilerek konu hakkında en kısa zamanda bilgi akışı sağlanacaktır.

http://www.habitat.org.tr/calisma.html

 

Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) kuruldu

E-posta Yazdır PDF

Balkan Haritası

Rifat Sait
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

İzmir’de ilk kez bir Stratejik Araştırma Merkezi diğer ismiyle "Think -Tank" yani düşünce kuruluşu kuruldu: “Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi” kısa adıyla BASAM

Naçizane Kurucu başkanlığını üstlendiğim BASAM’ın Türkiye ve Balkan ülkelerinde önemli hizmetlere imza atacağını söylemek istiyorum.  Dernek statüsünde kurulan BASAM’ın amacı Türkiye ile Balkan ülkeleri arasında Stratejik bir köprü kurmaktır. BASAM, Balkanlar üzerine araştırmalar yapacak, konferanslar düzenleyecek, uluslar arası organizasyonlara imza atacak. Balkanlarla ilgili birçok yerde BASAM’ın ismini duyacaksınız. Bazen ev sahibi bazen konuk olarak… En yakın zamanda Türkiye’deki diğer Düşünce kuruluşları ile üniversitelerin ilgili bölümleriyle temasa geçip ortak bir iletişim ağı kurmak istiyoruz. Kısmetse ilk aktivitemiz Dışişleri bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nu Dış politika üzerine bir konuşma yapmak üzere ilk kez İzmir’e getirmek olacak. Sayın bakandan bu konuda şifahen bir söz aldık. Yapacağımız araştırmalar, aktiviteler, yazı ve makalelerimiz kardeş yayınımız olan Balkan Strateji dergisinde ve halen hazırlanmakta olan web sayfamızda kamuoyu ile paylaşılacak. Araştırmalarımızda akademik çalışmalara yer vermek istiyoruz. Kurumumuz başta Avrupa Birliği olmak üzere yerli ve yabancı projeleri takip edecek ve bizzat hazırlayacak. Sizlerden gelecek tüm bilimsel çalışmalara ve makalelere açık olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Elinizdeki kaynakları bizlerle paylaşabilirsiniz. 

Devamını oku...
 

Hür Doğu Türkistan Sempozyumu

E-posta Yazdır PDF

Hür Doğu Türkistan Sempozyumu

61 yıldır Çin işgali altındaki Doğu Türkistan ve geleceği için Sempozyum.

Doğu Türkistan 61 yıldır Çin işgali altında. Çin'in Doğu Türkistan'da gerçekleştirdiği soykırım, işkence ve katliamlara dünya daha fazla sessiz kalmamalı. Sessizliği bozmak için Doğu Türkistan mücadelesi tüm yönleriyle İstanbul'da ele alınıyor.

Tarih : 20-21 Mart 2010 (5-6 Rebiyülâhir 1431)
Yer : Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi - İstanbul
 

NEDEN DOĞU TÜRKİSTAN SEMPOZYUMU?

Yarım asırdan uzun bir süredir Çin baskısı Uygur halkının hayatından hiç eksik olmamıştır. Kurulan korku ve şiddet düzeninde düşünmek, özgürlüğü dillendirmek hayatların kararması anlamına gelmektedir. Telefonlar dinlenmekte, evler gözetlenmekte, iletişim ve haberleşme kısıtlanmaktadır. Onurlu bir yaşam sürme isteği nice sıkıntıları baştan kabul etmeyi gerektirmektedir.

Uygur halkı, yeni bin yıla da sancılar içinde girmiştir. 11 Eylül akabinde artan güvenlik paranoyası nedeniyle baskı ve işgal altında bulunan tüm halklara reva görüldüğü gibi, Uygur halkının payına da Pekin yönetiminin “güvenlik” merkezli şiddet sarmalı düşmüş, gerek bölgede gerek dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Uygurlar üzerindeki baskılar artmıştır.

Dünyanın en zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip ülkelerinden biriyken, insanların yokluktan ölme noktasına getirildiği coğrafyanın adıdır Doğu Türkistan. Bölgenin Suudi Arabistan ve İran’la kıyaslanan petrol ve doğal gaz rezervleri, altın, gümüş ve kömür madenleri nedeniyle Çin bölgedeki nüfuzunu artırmakta, bölge Uygur insanı için yaşanmaz hâle getirilmektedir. Binlerce kilometre öteden bölgeye getirilerek iskân ettirilen Çinliler artık bölge zenginliklerinin yegâne mirasçısı kabul edilmektedir.

Soğuk Savaş akabinde dünyanın birçok noktasında bağımsızlığına kavuşan diğer halklar gibi Türkistan’ın kalbi, İpek Yolu’nun mümbit arazisi Doğu Türkistan’ın halkı da özgürlüğüne kavuşmak istemektedir.

Yaklaşık 2,5 asırdır işgaller altında yok edilmeye çalışılan, en temel insani hakları dahi ellerinden alınan, insanların hayatta kalabilmek için göç etmek zorunda kaldığı, duvarlar arkasındaki bir coğrafyaya dikkat çekmeyi hedefleyen Doğu Türkistan Sempozyumu; dünyanın farklı bölgelerinden akademisyen, düşünür ve kanaat önderlerini, sivil toplum temsilcilerini ve Doğu Türkistan mücadelesine gönül veren kişi ve kurumları, reelpolitik kaygılara kurban edilen bir coğrafyanın geçmişini, güncel durumunu ve geleceğini tartışmak, hak ve adaletten yana bir çözüme ulaşmak üzere bir araya getiriyor.

Doğu Türkistan Sempozyumu, uluslararası ilişkilerin reelpolitiği, dezenformasyon ve karartmalar nedeniyle dünya kamuoyu tarafından haklı bir şekilde anlaşılamayan Doğu Türkistan meselesinin anlaşılmasına katkıda bulunmayı; bölge halklarının tarihten günümüze maruz kaldığı hukuksuz uygulamaların sistematik bir şekilde raporlanmasını; resmî ve sivil, yerel ve uluslararası mercilerin çözüme dâhil edilmesini, çözüm ortakları oluşturulmasını; meselenin hak ve adaletin tesisinden yana olan tüm vicdan sahibi insanlık tarafından sahiplenilmesini hedeflemektedir.

Doğu Türkistan Sempozyumu ile uluslararası toplumun, meselenin çözümünde etkili olması hedeflenmektedir. Çözümü engelleyen yapısal sorunların gündeme getirilmesi de sempozyumun hedefleri arasındadır. Örneğin, Çin’in BM Güvenlik Konseyi üyesi olması ve BM kararlarını veto yetkisine sahip olması, BM’nin Doğu Türkistan meselesinde adil kararlar almasını engellemektedir.

Doğu Türkistan Sempozyumu; dünya liderlerini, BM, AB ve İKÖ gibi uluslararası organizasyonları ve devletleri, sıkıntılar içerisindeki bu coğrafyanın haklarının ivedilikle temini, Doğu Türkistan’da süregelen adaletsiz ve baskı dolu yönetimin derhâl son bulması için etkili olmaya davet etmektedir.

Doğu Türkistan Sempozyumu’nun, Doğu Türkistan halkıyla aynı kaderi paylaşan tüm halklar için özgürlüğe vesile olmasını diliyor; adaletin tesis edildiği bir gelecekte tüm insanlık ailesi olarak bir arada olma umudumuzu koruyoruz.

PROGRAM AKIŞI

HÜR DOĞU TÜRKİSTAN SEMPOZYUMU

20/21 MART 2010

SİNEVİZYON

PROTOKOL KONUŞMALARI

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DOĞU TÜRKİSTAN

OTURUM BAŞKANI: A. Faruk Ünsal

  • BİR MEDENİYET HAVZASI OLARAK DOĞU TÜRKİSTAN

Prof. Dr. Alimcan İnayet

  • DOĞU TÜRKİSTAN TARİHİNDE ÖNEMLİ KAVŞAKLAR VE ÇİN İŞGALİ

Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya

  • SOĞUK SAVAŞ SONRASI GELİŞMELER VE 11 EYLÜL YANSIMALARI

Dr. Ekrem Hicazi

  • 5 TEMMUZ’UN ARDINDAN DOĞU TÜRKİSTAN

Seyit Tümtürk

  • ÇİN İŞGALİNE DİRENEN BİR BAŞKA HALK: TİBETLİLER

Tseten Samdup Chhoekyapa

  • DOĞU TÜRKİSTAN’DA YAŞAYAN DİĞER HALKLAR

Dr. Meryem Hakim (Kırımlı)

DOĞU TÜRKİSTAN’DA HAK İHLALLERİ

OTURUM BAŞKANI: Doç. Dr. Berdal Aral

  • SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ BAĞLAMINDA YAŞANAN HAK İHLALLERİ

Av. Nuri Türkel

  • GÜNDELİK YAŞAMDA KARŞILAŞILAN İHLALLER

Dr. Ataullah Şahyar

  • ZORUNLU GÖÇ VE DİASPORA

Prof. Dr. Macide Mahluf

  • EKONOMİK HAYATIN SINIRLANDIRILMASI: YOKSULLUK VE TOPLUMSAL ETKİLERİ

Abdulsalam Abdulgani

  • ETNİK VE DİNÎ AYRIMCILIK

A. Faruk Ünsal

ULUSLARARASI TOPLUMUN ROLÜ VE ÇİN’İN DEĞİŞİME DİRENCİ

OTURUM BAŞKANI: Fatma Bostan Ünsal

  • ULUSLARARASI TOPLUMUN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ ROLÜ

Prof. Dr. Dru Gladney

  • DOĞU TÜRKİSTAN SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE TÜRKİYE VE İSLAM DÜNYASI

Dr. Ahmet Emin Dağ

  • DOĞU TÜRKİSTAN’IN ULUSLARARASI MEDYADA YANSIMASI VE DEZENFORMASYON SORUNU

Yrd. Doç. Dr. Erkin Emet

  • DOĞU TÜRKİSTAN MÜCADELESİ VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

Av. Gülden Sönmez

  • 21. YILINDA TİANNANMEN OLAYLARI

Örkeş Devlet

  • ÇİN’İN DEĞİŞİME DİRENCİ

Dr. Yang Jianli

DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN GELECEK PERSPEKTİFİ

OTURUM BAŞKANI: Ömer Faruk Korkmaz

  • SELF DETERMİNASYON VE ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL: DOĞU TÜRKİSTAN VE GELECEK TASAVVURU

Yrd. Doç. Dr. Erkin Ekrem
İzzeddin el-Verdani
Fehmi Hüveydi
Sirajiddin Azizi
Av. Cihat Gökdemir

ÇALIŞTAY

  • Doğu Türkistan’ın gelecek perspektifi
  • Doğu Türkistan’daki hak ihlallerinin engellenmesi için neler yapılabilir?
  • STK’lar Doğu Türkistan için neler yapabilir?